HerŞeyVatanİçiN

Adam Akıllı Forum
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 TEKNOLOJİNİN İNSAN YAŞANTISINA ETKİLERİ (Yararları Ve Zararları)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
oguz006



Mesaj Sayısı : 4
Kayıt tarihi : 04/12/08

MesajKonu: TEKNOLOJİNİN İNSAN YAŞANTISINA ETKİLERİ (Yararları Ve Zararları)   Perş. Ara. 04, 2008 11:49 am

TEKNOLOJİNİN İNSAN YAŞANTISINA ETKİLERİ (Yararları Ve Zararları)
Teknolojinin oluşturulması ve kullanılması insan yaşamına olumlu ve olumsuz birçok etkiler yapmıştır.
İnsanın kendini tanıma yolunda durdurak bilmeyen çabaları ile birçok keşif ve icatlar gerçekleşmiştir. Elde edilen bu yeni değerler ilk aşamada laboratuar ortamında kullanılırken daha sonra günlük hayatında parçası olmuştur. Bu teknolojik gelişim tarih boyunca yaşanılan ölçekleri sürekli büyütmüştür. Bunlar insanlığın gelişimi için yararlı olmakla beraber bir kısmı da zarar anlamında kullanım bulmuşlardır.
Teknolojik gelişmelerle yaşam koşulları gittikçe iyileşirken diğer taraftan da dengeler değişmeye başlamıştır. Örneğin, insanlar küçük topluluklar halinde yaşarlarken kullandıkları basit silahlarla ancak yerel boyutta kalan savaşlar yapabiliyorlardı. Bu savaşlarda kayıplar az oluyordu. Teknoloji ile birlikte bölgesel ve hatta tüm dünyayı saran boyuta geldiler. Nükleer başlıkla yüklenmiş füzeler, bunlara enerji sağlayan atom santralleri, füzelere kumanda olanağı tanıyan radyo frekansı, laser kontrol devreleri, bilgisayar kontrollü savaş sistemleri ve buna benzerleri ile artık savaşlarda yüzlerle ölçülen kayıplar milyonlarla ölçülmeye başlanmıştır
Teknolojinin gelişmesiyle doğadan ve dünya nimetlerinden daha çok yararlanılmış, ancak denetlenemeyen denge değişiklikleri sonucu aynı oranda da kirlilik ön plana çıkmaya başlamıştır. Yani doğal gelişim hızının aşılmasıyla doğal denge bozulmuş ve yaratılan atıkların kendi kendini temizleyemediği, mutlaka insan müdahalesinin gerektiği bir yapı olmuştur. Ekolojik denge bozulmaya başlamıştır.
Teknolojik gelişme, çıkrık makinasıyla beraber işsizliğe, ilaçlarla beraber yeni hastalıklara, tarımın modernleşmesiyle birlikte toprağın fakirleşmesine, çamaşır-bulaşık makinesi buzdolabı gibi yaşamı kolaylaştıran cihazlarla beraber çevre kirliliği ve endüstriyel atıkların oluşmasına yol açmıştır. Teknolojik ilerleme sonucu doğal bir dünya ve yaşamdan, yapay bir yaşama ve sanal bir dünyaya geçiş olmaya başlamıştır.
Günümüz insanı teknolojinin bu baş döndürücü gelişmesi içinde iletişim olanaklarım sonuna kadar kullanabilmekte ve üzerinde yaşadığımız gezegenin tüm yerleşim noktalarına evinde kurulu bir bilgisayar aracılığı ile gidebilmekte, yerkürenin öbür ucundaki bir olayı canlı olarak izleyebilmektedir. Bu hızlı gelişme ve Evrenin gizemlerinin keşfedilmesi yönündeki bu olağanüstü yarış, insanları belirli kalıplar içinde kalmaya ve bu hızlı akışa ayak uydurmaları için de hızlı yaşamaya zorlamaktadır. Endüstri toplumunun insanı önceki yüzyılların insanı ile karşılaştırıldığında, yaşam biçimi, sanat ve kültür anlayışı, dış görünüşü ve alışkanlıkları ile farklılıklar gösterir. Duyguya hitap eden bir klâsik müzik ya da halk müziği, yerini yaşamın hızlı akışını ifade eden pop müziğe, underground, rock vb. müzik akımlarına bırakmıştır. Giyimde renk ve estetik kavramları, yerini marka kavramına bırakmaktadır.
Fotoğraf tekniğinin bulunmasıyla gözleme dayalı bir sanat anlayışı yerini düşünmeye, gözlem ötesindeki hayal gücünü ön plâna çıkartan bir sanat anlayışına terk etmiştir. Empresyonizm yerini ekspresyonizme, o da soyut sanat anlayışına ve daha sonra da performansa bırakmaya başlamıştır. Güneşin batması ile uykuya yatan insan elektrikli aydınlatma düzeninin kuruluşu ile artık 24 saat yaşamakta, üretmekte ve var olan tüm sınırları hızla aşmaktadır.
Üretimin hızlı temposu ile teknolojinin insan üstü yeteneklerini kullanan insan, günlük yaşamın kısır döngüsü içinde duygularından uzaklaşmış, daha çok başarı, daha hızlı yaşam, daha çok üretim gibi bir yarışa girmiştir. İnsanın hızlı yaşamı teknolojideki gelişme hızını arttırmakta, teknolojik gelişmeler de yaşamı daha da hızlandırmaktadır. İnsan ve makine yarış halindedir. İnsan makineleşmekte, duygusallığından uzaklaşmaktadır. Duygusal, dünyanın değerlerini, yani insanî değerleri doyasıya yaşayamayan insan, yerini robotlaşmış bir nesneye bırakmaktadır.
Endüstriyel üretim monoton bir düzende olup, disiplinsizlik ve sistemsizliği kabul etmemektedir. İşlerin otomatik olarak yapılması, kişileri monoton bir yaşamın içine itmektedir. Endüstrileşmenin dayattığı robotlaşmış yaşam insanların bireyselleşmesine de neden olmuştur. Bu yaşam insanların duygusal iç yaşamlarını da etkilemiş, onları kullandıkları makinelere benzeterek, günden güne yetkinleşmesine, ancak aynı oranda da sosyal yaşamdan uzaklaşmasına neden olmuştur. Toplumsal ve bireysel değişimler hızlı iletişim ile geniş kitlelere anında ulaşmaktadır. Toplumun değer verdiği çoğu şey önemini yitirmeye başlamıştır. İdealizm yavaş, yavaş misyonunu tamamlamakta, rasyonalizm hızla ön plâna çıkmaktadır. Günümüz endüstri toplumu insanı, içinde yaşadığı bilimsel ve teknolojik yaşam düzenini tüm başkaldırmalarına karşın benimsemek zorunda kalmıştır.
ÇOCUKLARI TEKNOLOJİYE TESLİM ETMEYELİM!
Uzmanlara göre, çocuklar teknoloji icadı suni araçlarla yalnızlığa itiliyor. Teknolojiye esir olan insanlar, duygusal çöküntüye uğrarken yaşamı boş anlamsız kabul ediyor.
Teknolojik gelişmenin, sağladığı kolaylıklar yanında artık yaşamı riske sokan seviyelere ulaştığı, insanları esareti altına alarak mutsuzluk kaynağı olduğu, ilişkileri olumsuz etkilediği, duygusal çöküntü yaşanmasına, yaşamın boş ve anlamsız kabul edilmesine yol açtığı bildirildi.
Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adil Türkoğlu, günümüzde artık her evde televizyon, çoğunda bilgisayar ve teknoloji ürünü aletler bulunduğunu, insanların da sahip oldukları araçlarla kendilerini özdeşleştirme eğilimine girdiğini söyledi.
Çelik-çomak oynayan, çamurla boğuşan çocukların, arkadaşlarıyla birlikte olmanın bilincini yaşadıklarını, dayanışmayı öğrendiklerini hatırlatan Prof. Dr. Türkoğlu, “Bu çocukların mutluluğuyla, dar apartman odasında teknoloji icadı suni araçlarla yalnızlığı itilenlerin mutluluğu karşılaştırılamaz’’ şeklinde konuştu.Doyumlu bir sohbete hasret kalan, iletişimsizlik yaşayan, teknolojiye esir olan insanlar, duygusal çöküntüye uğramakta, yaşamı boş ve anlamsız kabul etmektedirler” diyen Prof. Dr. Türkoğlu, şöyle devam etti:
“Makine bozulduğu zaman parçasını değiştirebilir, yağını tamamlayabilirsiniz. (Kafam bozuldu) diyen insanın hangi parçasını değiştireceğiz, yağını nasıl ilave edeceğiz?
(Toplumda ilişki kurarak birlikte yaşarlar) şeklinde bilinen insan tanımını (kendi halinde araçlarla yaşar) olarak değiştirmemiz mümkün müdür? Artık (acaba düğmelerle anlaşan, konuşan, oturan, seyreden, dinleyen,hükmeden insan, bir düğme arayarak yaşamdan kurtulmak isteyecek midir?) sorusu akla gelmektedir.”
“ Teknolojiyle yaşayalım ama tutsağı olmayalım. Teknoloji, duyguları öldürüp insanları makineleştirmesin” diyen Türkoğlu şunları kaydetti:
“Ancak insanlar artık kendilerini markaların üstünlüğüyle kanıtlamak istiyor. Bireyler arasındaki konuşmaların çoğunluğu, otomobil, elektrikli ev araçları üzerinedir. Bir tiyatro eseri, bir roman, öykü, bale, en az konuşulan konulardır. Bunlar konuşulmadan mutluluk yakalanabilir mi? Birey, değerinin bilincinde olmalıdır. İnsanlar birbirlerini mutlu etmek için, sevginin yerini başka şeylerin aldığını gösterecek şekilde teknolojik aletler değil, çiçek sunmak gibi duygusal yöntemlere başvurmalıdır.” Prof. Dr. Türkoğlu, ”Mutluluğu teknolojide değil, kendi içimizde aramamız gereklidir. İnsan duygulardan yoksun kabul edilemez” diyerek şöyle devam etti :
“Okullar, belirli bilgilerin ezberletildiği değil, yaşamın anlam taşıyan bölümlerinin tartışıldığı yerler olmalıdır. (Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin mutluluk getirmesi için nasıl bir eğitim düzeni gereklidir?) sorusuna, derinliğine yanıt aranmalıdır. Öyle öğrenciler yetiştirilmelidir ki, öğrendiklerini yaşama uygulasınlar. Öğrenilen bilgiler, çevrenin tahribi, araçların esiri olmak için kullanılmamalıdır.”

HIZLA GELİŞEN TEKNOLOJİ
Hızla gelişen teknoloji ve bilim bazen bizlere olumlu ancak bazen de olumsuz getirilerde bulunuyor. Artık bilim ve teknolojiyi insan için olumlu yada olumsuz şeklinde değerlendirmek gerçekten imkansız hale gelmiş durumda. Zira bir çok bilimsel ve teknolojik çalışmanın insan yönünden olumlu etkisi yanında olumsuz etkisini görebilmek mümkün. İşte buna bir örnek te genetik değişime uğramış gıdalar yada genetik modifiye gıdalardır. Ama ben, daha Türkçe olması dolayısı ile genetik değişime uğramış gıdalar deyimini kullanacağım. Şayet bir yerlerde yada ilerde bazı etiketlerde ‘Genetically Modified Food(GM)’ cümlesini görürseniz o gıdanın genetiği ile oynanmış olduğunu bilin.
Burada karşımıza çıkan ilk soru insanoğlunun neden canlıların genetiği ile oynamaya ihtiyaç duyduğudur. Hayvan, insan yada bakteri, virüs gibi gözle göremediğimiz halk arasındaki tabiri ile mikropların genleri ile oynamak, zararlı genlerin çıkartılması, yararlı genlerin aşılanması ile insanoğlu hastalıklara daha dayanıklı hayvan ve bitkilere sahip olabilmekte. Aynı şekilde insanların da hastalıklara daha dayanıklı hale gelmesi sağlanabilmekte yada şu an mümkün olmasa da yakın gelecekte bu nokta hedeflenmektedir
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 15
Kayıt tarihi : 03/12/08

MesajKonu: Saolasın Kardeşim   Perş. Ara. 04, 2008 11:51 am

afro afro afro
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://cihan-7.yetkinforum.com
 
TEKNOLOJİNİN İNSAN YAŞANTISINA ETKİLERİ (Yararları Ve Zararları)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Her İnsan Öldürür Gene De Sevdiğini
» Hastalık ve Zararları..
» Sağlık Açısından Tupperware
» İsmet İnönü Hakkında Bilinmeyenler
» spor yapmanın faydaları

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
HerŞeyVatanİçiN :: İlk kategoriniz :: İlk forumunuz-
Buraya geçin: